ULUSLARARASI CİNSİYET DEĞİŞTİRME KRİTERLERİ

SOC, cinsel kimlik bozukluğu olan kişilerin tedavisi için esnek öneriler ve çözümler sağlayabilmek için oluşturulmuştur. Cinsel kimlik değiştirmeye uygun bulunmak için gerekenler denildiğinde, bu minimum gereklilikler anlamına gelir. Profesyoneller ve organize programlar bunları modifiye edebilirler. Hastanın kişiye özel anatomik, sosyal veya psikolojik durumuna, bu konularla başa çıkabilmek için profesyonelin tedricen geliştirdiği metodlarla veya araştırma protokolleriyle ilgili deneyimlerine bağlı olarak bu rehberden sapmalar olabilir. Bu sapmalar, tanımlanmalı, hastaya açıklanmalı, hem hukuki koruma hem de bu alandaki gelişmelere katkıda bulunabilmek için kayıt altına alınmalıdır.

Klinik Eşik

Kişinin gelişimi boyunca düşünceler, belirsizlikler ve sorular devam ederken ve bunlar kişinin hayatının en önemli yanı haline gelip yoğunlaşırken ya da görece olarak daha çatışmasız bir cinsel kimliğin gelişimine imkân sağlarken bu arada eşik aşılır. Daha sonra kişinin sorunu, cinsel kimlik problemi, cinsiyet disforisi, cinsiyet problemi, cinsiyet kaygısı, cinsiyet endişesi, cinsiyet çatışması veya transseksüalizm olarak değişik şekillerde anılır. Bu sorunların, okul öncesi çağdan ileri yaşlara kadar görülebildiği ve farklı şekillerde ortaya çıkabildiği bilinmektedir. Bu, seksüel kimlikten, seks ve cinsiyeti belirleyen vücut özelliklerinden, cinsiyet rollerinden, cinsel kimlikten ve diğer kişilerin algılamasından duyulan değişik derecelerdeki kişisel memnuniyetsizliği yansıtır. Bu memnuniyetsiz kişiler, resmi iki sınıflama sisteminden birisinin ( ICD 10 veya DSM IV ) spesifik kriterlerini doldurduklarında cinsel kimlik bozukluğundan ( GID ) yakınan kişiler olarak belirlenirler. Bu kişilerin bazıları ikinci bir eşiği aşar ve ısrarla vücutlarının cerrahi olarak değiştirilmesini arzu ederler.

GID İki Ana Grupta Ortaya Çıkar: Biyolojik Erkekler ve Biyolojik Kadınlar

GID’nin yönlendirilmesinde kişinin cinsi daima önemli bir faktördür. Klinisyenlerin, her cinsin biyolojik, sosyal, psikolojik ve ekonomik ikilemlerini ayrı ayrı değerlendirmeleri gerekir. Buna rağmen tüm hastalar SOC’ yi takip etmeli ve ona göre değerlendirilmelidir.

2-EPİDEMİYOLOJİK DEĞERLENDİRMELER

Prevalans

Cinsel kimlik bozukluğu profesyonellerin ilk dikkatini çektiğinde, klinik bakış çoğunlukla cinsiyet değiştirme ameliyatı adaylarının nasıl belirleneceği konusu üzerine yoğunlaşmıştı. Bu alanda gelişmeler yaşanırken, profesyoneller gerçekten cinsel kimlik bozukluğu olan bazı hastaların cinsiyet değiştirme ameliyatını istemediklerini ve aday olmadıklarını gördüler. Başlangıçta, erişkinlerdeki tahmini transseksüalizm prevalansı, erkekler için 37. 000’de 1, kadınlar için 107. 000’de 1 idi. Hollanda’dan gelen en son prevalans bilgilerine göre, cinsel kimlik bozukluğu spektrumunun transseksüel kanadı için prevalans, erkeklerde 11. 900’de 1, kadınlarda 30. 400’de 1’dir. Henüz sistematik çalışmalarla tam olarak desteklenmiş olmamasına rağmen, tanıya uygunluğu, hatta prevalansı artıran 4 durum gözlenmiştir. 1-Hastanın depresyonu, bipolar bozukluğu, madde bağımlılığı, disosiyatif kimlik bozukluğu, conduct disorder’ı bulunduğunda ve anksiyeteli görüldüğünde, daha önce tesbit edilmemiş cinsel kimlik sorunları çoğunlukla teşhis edilebilmektedir. 2- Bazı erkek transvestistler, kadın taklitçileri, transgender kişiler, erkek ve kadın homoseksüeller cinsel kimlik bozukluğu formu alabilmektedir. 3- Bazı kişilerin cinsel kimlik bozukluğunun yoğunluğu klinik eşiğin altında ve üstünde olmak üzere dalgalanabilmektedir. 4- Kadın bedenine sahip kişilerdeki cinsel kimlik sorunları, kültür, ruh sağlığı profesyonelleri ve bilim adamları tarafından göreceli olarak fark edilememektedir.

Pages: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25